26 Ekim 2010 Salı

I've got some perfume issues!!!!

Kabul ediyorum evet, parfüm takıntım var...

Hayatı boyunca tek bir parfüm kullanmış the one olabilecek o parfümü bulmuş ve imzası haline getirmiş kişilere hayranlığım sonsuz olsa da kendimi yeni parfümleri denemekten alıkoyamıyorum....

Ama bir gün O'nu bulacağım konusunda ümitliyim...

8 Ekim 2010 Cuma

Hipnotize edici şehvetli bir zehir!!!


Eveett önceki Hypnotic Poison yazımı okuyanlar bilir, babam yurtdışına çıkıyordu ben de ona hypnotic poison parfümü ısmarlamıştım çünkülüm çok efsaneydi daha önce taklidini kullanarak bile baya dikkat çekmiştim...Ama o ne yaptı gitti yanlış parfüm aldı daha doğrusu bambaşka bir şey de değil Hypnotic Poison Eau Sensualle diye bir parfüm getirdi, o bişey fark etmez sanmış herhalde ya da tamamen dikkat etmedi ama bu parfüm Dior 'un posion serisinin yeni parfümü olarak yeni piyasaya çıkmış bambaşka bir parfüm canım şekerim babacım diyemedim tabii :)


Kendi kendime soru işaretli gözlerle kokladım durdum allah allah bu da ne ki diye :)) hypnotic poison un kokusuna benzer bir hali var ama bir yanıyla çok da farklı bir parfüm yani anlayamadım bi ambale oldum :))) Sonra internete bi bakayım dedim iyi etmişim :) Monica Belluci denen İtalyan hatunu pek sever ve takdir ederim çok beğenirim erkek olsam kadın dediğin işte budur böyle olmalı derim  yani :))) kadın oldugum için önce kendimi düşünüyorum hahahahaha :)))

Eau Sensualle; şehvetli, erotik demek parfümün temel adı zaten Hipnotize eden zehir..yani oldu mu size erotizm ve şehvetle hipnotize eden zehir..oo çok karizmatik oldu böyle söyleyince..evet seslisözlük saolsun parfüm hakkındaki olumlu düşüncelerime katkıda bulundu..derken parfümün reklamında oynayan Monica Belluci'ye olan sempatim de parfüme yansıdı ve şuan bu parfümü seviyor gibiyim, sevgi piramidimin tamamlanması için sürdüğümde birinden durup dururken iltifat almam gerek :)) bu da gerçekleşince parfümü süper ilan ediciğim :))


Bu parfüm hypnotic poison un kırmızı böğürtlenli meyveler ve çiçek kokularıyla karıştırılmış hali, içinde taa uzaklardan gelen bir hypnotic poison kokusu duyuyorsunuz ve derken etrafınız hemen isli puslu birtakım çiçeksi meyve kokularıyla kaplanıyor.. Karanlık, mor ve buğulu bir parfüm..Meyve dedim durdum diye sakın fresh meyvecikli bi parfüm sanmayın böğürtlenin kızılcığın o kırmızı morlu havasını taşıyor...


Yine iddialı bir parfüm hatta bence babam bilmeden almış ama bana daha da çok uydu bu parfüm..Neden? Çünkülüm mor delisi bir insanım bakınız parfümün reklamında ne çok mor var ve parfümün içeriği de mor rengi ifade eden cinsten..monicayı seviyorum biliosunuz zaten ve bu karizmatik erotizm de işi iyice farklılaştırmış parfüm değil cazibe iksiri resmen :))) iddia ediyorum bunun içerisinde feromon da vardır en kalitelisinden hahah:)) İkinci olarak da hypnotic poison herkeste olan çok sık duyulan bir parfüm bunu daha hiçbir yerde duymadım gayet bana özgü olabilir :))

bayıldım mutluyum beni parfümlere boğun :)))

7 Ekim 2010 Perşembe

Deep dark secrets of mine..

Çok çelişki doluyum bazen çok ağır geliyorum kendime... bazen çok amaçsız bazen de fazla amaçlıyım... bazen normalde tiksineceğim nefret edeceğim şeyler düşünüyorum bazen bunları kendime fısıldıyorum allahtan ortaya dökmüyorum kirli çıkılar gibi cildimin altına gömüp ortada dolaşıyorum..şuan olduğum noktadan bakınca kendime tam bir hıyarsın demek geliyor içimden... çok karanlık bir tarafım var hollywood filmlerindeki gibi ama ortam gereği yüz bulamıyor benden...what a good fortune of mine...neden normal hayatımız hiç gotik değil... hayat hiç gotik bişey değil haa üzgünken bile üzgünken arabeskleşiyor tam tersine...gotik fantazi illüzyonu süper tasarlanmış gerçekdışı bi hadise..ama güsel bişey..keşke benim de hayatım kargalarla şatolarda simsiyah gece karanlıklarında mum ışıklarında melankolik durgun ama gizemli bir takım olaylar içinde geçse...o durumun içerisinde olsam güneşli bir havayı yada parlak renkleri özleme abukluğuna da düşebilirdim gerçi..ne olacak insan ruhunun doyumsuzluğu işte...

bazen içerisinde bulunduğum "hayatım" konulu kendi kendime yaratmış olduğum oyun kuralları gereği sonradan çok salak bulduğum şeyler yapıyorum yaşıyorum bunlardan kurtulamıyorum o anda farkına varamıyorum....bazense şimdiki gibi olaya çook uzaklardan kuşbakışı bakabiliyorum..bu perspektif farklılıkları kendime değilse de sözde hayatıma kimi zaman yabancılaşmamı sağlıyor... eehh uykuya yeniden dalmak şok zor olmuyor tabi hayat memat işleri beşeri durumlar saolsun..

Aradığım bazı sırlar var bişeylerin peşindeyim ben..ama tam olarak kendime de anlayamadım bunu henüz tam ne olduklarını bilmiyorum...ama içgüdüsel olarak sanırım sürekli kafamın içerisinde bulamamaktan bilememekten boşu boşuna yaşamış olmaktan korkuyorum... yaptığım şeylerle hayatımı anlamlı kılmaya çalışıyorum sürekli...bir yandan sanırım insan ırkının habire doğurmasının sebeplerinden birini keşfetmiş olabilirim hayatlarını kendilerince anlamlı kılmak yarattıkları şeye istedikleri anlamları yüklemek...kimse çocuğunun ileride bir gerizekalı idiot olabileceğini düşünmek istemez bu anlamlara aykırıdır çünkü :))

bak blog, anlamsız olucak ama yazının burasında aklıma geldi nice zamandır içimde saklamışım ben burdan sezen aksuya what the fuck??? the diye sormak istiyorum siyasi görüşleri konusunda o kadar...şarkılarını severim ama....ayy hele bir anım var anlatsam herkes ağlar... ben üniversitedyken ismi lazım değilin birine çok aşıktım sonra çok kavga etmiştik bir akşam deli gibi de yağmur yağıyordu...sabahı zor etmiştim evden çıkıp gidebilmek için zira bilmediğim bi şehirdeydim. sabah olup da çekip giderken kapıda son bir bakışmamız olmuştu filmlerdeki gibi bişey söylemicek misin dediğimde -ki bu aslında söyle be gerizekalı da gitmiimmm demektir- boş boş bakmıştı yüzüme...sonra ben sabah soğuğuyla sokakta yürüdüm yürüdüm tam sokağın köşesinden dönüp gözden kaybolacakken çevredeki bir dükkandan avaz avaz son ses sezen in gidiyorum bütün aşklar yüreğimde gidiyorum kokun hala üzerimde... şarkısı çalmaya başladı o ana dek kendini tutmuş olan ben gözyaşlarımı deli gibi akıtırken bir döndüp arkamı baktım ki, ismi lazım değil gerizekalı da koşmuş gitmee diye peşimden gelmiş..ne andı ama :)) film karesi mübarek...öncesi sonrası çok gereksiz ama bu an hayatımda her zaman zamanlaması tutan şarkıyla bir anımsayacağım bir kare...

uykum geldi....

Pretty Friend...

Arkadaşlık konusunda ahkam kesesim var...arkadaşlık
dünya üzerinde yer alan en sığ ve en derin konulardan biri bence..biriyle arkadaş olmanın kimyası ve iletişimsel yapısı çok incelenesi...ne güseldir öyle biriyle ilk anlaşmaya başladığınızı aa ben de onu seviyorum yaa o benim de en sevdiğim film cümlelerini yaşamak :)

Benim nedense çocukluğumdan beri çok fazla arkadaşım olmadı her zaman bir kaç tane en iyi arkadaşım vardı ama
onlar haricinde de popüler bi sosyal kelebek değildim...

Aileniz kocanız sevgiliniz her ne kadar iyi anlaşırsanız anlaşın başka yaşam formları hayatınızda her ne kadar onlarla herşeyi paylaşmaya çalışsanız da... En iyi arkadaşıyla aşk yaşayanlar bile bu aşkın içinde arkadaşlıklarının form değiştirdiği görebilirler.. neden ? çünkü arkadaşlıkla aşkın kimyası birbirinden farklı ve bunlar karıştığında üstün gelen aşkın kimyası oluyor ve aşk kazanıyor arkadaşlık başka bir yöne savruluyor ya da yön değiştirmek zorunda kalıyor....

sevgiliniz olmadan yaşayabilirsiniz evli olmadan yaşayabilirsiniz ailenize kötü bir şey olsa yine hayatta kalma iç güdülerinizle yaşayabilirsiniz ama hayatınızda tüm bu olup bitenleri paylaşacak bir arkadaşınız yoksa sanırım hayat da işte tam bu noktada çok çekilmez olur...düşünelim: sevgiliniz yok arkadaşınız da yok: felaket sıkılırsınız...sevgiliniz var arkadaşınız yok bir süre umrunuzda olmaz ama sonra yine çok sıkılmaya başlarsınız...ama sadece arkadaşınız varken evet sevgilim yok vs tarzında vızıltılarınız olabilir ama neticede arkadaşınızla konusur çapkınlığa çıkar eğlenceli vakit geçirebilir en azından aynı konudaki vızıltılarınızı paylaşıp destek olarak bir vızıltı sinerjisi yaratırsınız :)

Bence bu hayatın mükemmel olması gerekmiyor ama eğer olacak olsaydı bu hem ailemin hem kedilerimin hem sevgilimin hem de arkadaşlarımın hep yanımda olması olurdu ne kadar klişe ne kadar doğru..hayatın kendi kendini yaşamlar boyunca tekrar etmesine bayılıyorum :)

Bloğa uygun şarkı: Frente - Pretty Friend