12 Aralık 2010 Pazar

Hayatımda yediğim en güzel pizza!!!


Arkadaşlar hiç ama hiç abartmıyorum, hayatımda yediğim en güzel pizzayı geçen günlerde Nişantaşı - Teşvikiye'de bulunan Pizzeria'da yedim!! Olamaz böyle bir pizza, anlatılmaz yenir türü bir lezzeti var... Pizzeria'nın sahibi benim çok yakın bir arkadaşımın çocukluk arkadaşı, uzun yıllar yurt dışında gastronomi eğitimi almış çok şeker bir insan...İncecik elastik hamuru, hiç tahmin etmeyeceğiniz ama birbirine çook yakışan malzemeleri bir araya getiren lezzetli mi lezzetli hafif mi hafif pizzaları yapan maharetli eller ona ait..


Ben aşırı derecede pizza düşkünü bir tip olmamama rağmen şuan tek düşünebildiğim şey oraya gidip yediğim pizzanın aynısında bir kez daha yemek, sonra bir kez daha bir kez daha.... :))) işin en güzel yanı ise yedikten sonra bir ağırlık ve midenizde şişkinlik yapmaması!! Bu da işin hünerlerinden biri, ince ve kaliteli işçiliğin bir sonucu sanıyorum ki... Bu resimdeki benim yediğim pizzanın adı; içerisinde bulunan %100 sığır etinden yapılan pastırmadan alıyor, Bresaola...


Merkan oldukça küçük ve sevimli bir yer, pizza haricinde birçok çeşidi olan makarna ve salatalar da mönüde bulunuyor. Yemekler nasılsa ağırlık yapmıyor onun için rahatsız olmadan işin iyice keyfini çıkarabilir ve çikolatalı suflelerinden de denebilirsiniz. Off!!pişman olmayacağınıza kalıbı basabilirim :) Ben aç gözlülük yapmadım ve yemeğin üzerine bir türk kahvesi içtim, inanın onu bile çok güzel yapmışlardı tam tadında ve kıvamında!! Bir insanın bir işe yetenekli olması ve istekle hayalini gerçekleştirmesi böyle bir şey olsa gerek!! Mekanın atmosferinden, yiyeceklere, tatlılara, içeceklere ve müşteri iletişimlerine kadar herşey bence 10 numaraydı, tabii ki 10 üzerinden 10!!!


Eğer gerçekten yemek yemenin keyfini çıkaranlardansanız bilirsiniz ki, gurme lezzetler hep böyle butik yerlerden çıkar!! Şimdi karşı yakada evimdeyken ah keşke az daha büyük bir yer olaydı da şubeleri olsaydı, eve de sipariş verebilseydik anadolu yakasından diyorum!!! Avrupa yakasında nişantaşı çevresinde oturanlar şanslı!!! Onlar bu harika pizzaları evlerinde de afiyetle midelerine indirebilecekler!! Korkmayın kıskançlık yapıp adres ve telefon bilgilerini kendime saklamayacağım!! :)))

Arkadaşlarınızla, sevgilinizle veya ailenizle güzel ve kaliteli bir yemeği sıcak ve şirin bir atmosferde paylaşmak istiyorsanız buraya gitmenizi tavsiye ederim. İş arasında öğle yemeği için de aslında oldukça ideal bir mekan, neden mi? Dolu dolu harika lezzete sahip yemekleri yiyeceksiniz ve ağırlık yapıp uykunuzu getirmeyecek de ondan, öğleden sonraki toplantıda kim uykusu gelsin ister ki??!!:))

Açıkça söylüyorum ki bu yazıyı yazmak beni çok zorladı! Hele eklediğim pizzanın resmine defalarca yeniden yeniden baktım!!!Şuan neredeyse tadını hatırlamak ve hissetmek üzereyim, keşke bu kadar uzakta oturmasaydım!!!! Burayı tanıtmanın gastronomik açıdan yaklaşılınca büyük bir toplum hizmeti olduğunu düşünüyorum, bilmek herkesin hakkı, iddia ediyorum ki bu pizzalardan yiyen bir daha asla Pizaa Hut mış, Dominos muş Little Sezar mış yiyemeyecek arada o denli büyük bir lezzet ve kalite farkı var!!! Gidin kendiniz deneyimleyin en iyisi :)

Adres: Güzelbahçe Sok. Hancıoğlu Apt. No: 14/A Nişantaşı İstanbul
Telefon: 0212 343 86 60
Tarif: Nişantaşı Vali Konağı Caddesinden sora sora bir kaç sokak ilerleyince kolayca bulursunuz. :)))

Noel ruhunu yakaladım!!!!


Bakın bu resimdeki nereden geldiği belli olmayan tuhaf ve gizemli ışığın Noel ruhu olduğuna inanıyorum!! Niye bize geldi peki? Çünkü yeni yıl ağacımızı hazırlıyorduk neşe içinde :) Dün gittil Koçtaş'tan her seneki demirbaş süslerimize ilaveten yeni cicili bicili süsler aldık çok doyurucu bir alışverişti valla kocam ne istersem aldı oturan bir kardan adam ve geyik de buna dahil ya pardon onlar Hugzy ve Rudolph :) Şuan TV ünitemizin iki yanında oturuyorlar ağaca karşı... Bu fotoğrafın ardından aynı yerde aynı ışık ayarıyla tekrar tekrar fotoğraf çektim hiç birinde bu ışık hüzmesi oluşmadı dolayısıyla ben de bunun cidden supernatural bişey olduğuna inanıyorum :)


Kocacım sağoolsun çok yardım etti ağacı süslerken kendisini en yılbaşı ruhuna sahip koca ödülüne layık gördüğümü belirtmek isterim buradan... Yılbaşı ağacının evimize çok şey kattığına inanıyorum. Her yılbaşı öncesi bu zamanlar ağacımızı süslemek ve yeni yıla kadar klasik noel şarkıları dinlemek benim için bir adet olmuş durumda...Bunu neden mi yapıyorum cidden o noel ruhunu yakalamak için...insan kendini motive etmezse pozitif şeyler ayağına kadar gelip seni mutlu etmiyor! Noel ruhunu da yaratıp yaşatacak ve hissedip mutlu olacak olan yine insanın kendisi..aman saçma yok böle şeyler demek kendi mutluluğun için emek vermemek ve o neşeli hoş anları kaçırmak oluyor bence...ehh ben dünya üzerinde mutlu olmaya kararlıyım!


Süslü püslü ağacı her uyanışımda evde her dolanışımda görmek, sakin pozitif noel şarkıları dinlemek benim üzerimde nedensiz mutluluk, neşe, pozitiflik ve sakinlik yaratıyor ...hakikaten havaya giriyorum ve bundan çok eğleniyorum, hiç bir şey hissedemeyen boşvermişçi ve her şeyi eleştiren tiplerden olmadığım gerçekten birşey hissetmek için kendi kendime çaba gösterdiğim ve bu olumlu duyguları çabalarım sonucu yakalayabildiğim için de kendimi tebrik ediyorum..yoksa noel baba yok yılbaşı da tam bi saçmalık demek aslında çok kolay! benim bu geleneğe bağlı olmamın bir sebebi de annem ve babam tabiiki, çocukluğumdan beri her sene evde minik de olsa bir ağaç süsleyip hediye verme geleneğini paylaşmışızdır...

Snow bunny Çilek hanım ve ben :)

Noel ağacımıza tek sevinen bizler değildik kuşkusuz, keşfedilecek yeni bir eşya üstelik de üzerinde toplar ve ıvır zıvırlar olan bir ağaç!! kedilerimin de pek bi hoşuna gidiyor her sene...Bu arada madem bu kadar noel hastasısın hiç kaldırma hep orda dursun diyenlere cevap: hep dursa bir anlamı bir ruhu kalır mıydı hiç bir düşünün!!!

Babasının kucağında farları açmış Coco :)
Son olarak diyorum ki, yılbaşı öncesinde kurabiyeler pişirmek, ağaç süsleyip geceleri onun süslü püslü rengarenk atmosferinde ışıkları kapayıp oturmak, hediye çoraplarının içine hediye doldurmak, karşılık beklemeden sevdiklerinize hediyeler almak ve önünüzde yepyeni bir yıl boş ve temiz bir sayfa açmak için bir şans kapısı yakalamak bence çok güzel keyfini çıkara çıkarak noeli yaşayacağım ve hatta en sevdiğim noel şarkısı olan what child is this'i de defalarca dinleyeceğim hatta bu yazıdan sonra cep telefonu melodimi de değiştirmeyi düşünüyorum :) Kendinize mutluluk yaratan bişeyler bulun ve yapın! bu noel olmayabilir ama çevresel şartlarla ve pek çok insan tarafından kutlanmasıyla da ayrı bir coşku getiren noel iyi bir başlangıç noktası olabilir!

7 Aralık 2010 Salı

Oto hipnoz günlüğüm - Randevu 2



Bugün Şehir Fırsatı'ndan almış olduğum Avigen Psikoterapi Merkezi'nde gerçekleştirilen oto hipnoz eğitimimin 2. randevusuna gittim. Bağdat Caddesi üzerinde olmasına karşın, nasıl bu kadar sakin ve huzurlu bir atmosfer yaratmayı başarmışlar şaştım kaldım. İçeride sanki Japonya'nın upuzak bir köşesindeki bir zen bahçesinde hissediyorsunuz kendinizi, bu huzur sekreterlerine bile yansımış usul usul fısıldar gibi yumuşak tonda konuşuyor. Bu randevuya gitmeden önce bana verdikleri 5 cd içerisinden 1 ve 4 numaralı cd leri 1 hafta boyunca dinlemiş ve psikolog Gülşah Hanım'ın sesine ve komutlarına alışmış olmam gerekiyordu. Bu randevuya hipnoz olacağım bu kez beklentisiyle gitmiştim ancak henüz oralara gelmediğimizi anladım.

Loş, rahat ve büyük divanlarla dolu güzel bir odada doğa sesleri ve new age müziklerden oluşan hafif bir müzik eşliğinde Gülşah Hanım'ın yumuşak ve sakin sesiyle meditatif bir yolculuğa çıktım. Bu randevuda hedefimiz zaten buymuş vücudun tamamen gevşemiş bir hale gelmesi ve bilinçli bir şekilde yapılan bir bilinçaltı analizi.Yani benim beklentilerim yanlışmış bundan sonraki seansta beni hipnotize edecekmiş.

Bilinç altı analizi benim bugüne değin kendi kendime yaptığım meditasyon yolculuklarına benziyordu. Tabiki ben iyi hissetmek için hoşuma giden şeyleri düşünerek öylesine serbestçe yapıyordum bunu, Gülşah Hanım ise beni yönlendirerek ve sürekli bir takım sorular sorup tarifler isteyerek gerçekleştirdi bu yolculuğu. Şüphesiz ki her verdiğim cevabın psikolojik bir takım anlamları vardı ama bunu bana haftaya söyleyecekmiş. Yemyeşil kırlarda dolaştım, hayal ettiğim evlere girdim çıktım, dağları ve akarsuları gördüm ve ormanlarda kayboldum..Gizli sandıklar açtım ve adıma yazılmış eski parşömenden mektuplar okudum bunların hepsini kendime göre tarif ettim ve kağıtlara aklımdan kendi kendime mektuplar yazdım..Oldukça keyifliydi hele ki benim gibi hayal gücü kuvvetli bir insan için...O söylüyor ben anında oraya gidip zihnimin bir köşesinde o anda varolup yaşamaya başlıyor gibiydim...

Seans bitiminde analizin yorumunu haftaya benimle paylaşacağını ancak çok harika, rahat ve temiz bir bilinçaltım olduğunu söyledi..Evet bunu tahmin ediyordum çünkü çok güneşli, çiçekli böcekli yeşil ve dupduru bir doğanın içerisindeydim zihnimde bu süreç boyunca...Hmm bir de ormanda bir anda arkamı dönüp bir hayvanla karşılaşmam gerekiyordu hiç düşünmeden, ben de buna geyik cevabını verdim acaba bu ne demek bunu özellikle merak ediyorum. Geyik benim öyle aman aman sevdiğim bir hayvancağız değildir son derece nötrümdür geyiklere karşı ama neden geyik dedim bir anda şaşırdım doğrusu :)

Gelecek hafta tam bugün bir sonraki randevum var, o güne kadar cd lerimi her gün dinleyeceğim ve daha çok gevşeyip kendimi tamamen seslere teslim etmeyi öğreneceğim...Bu kurs gerçekten bana kendi kendimi hipnoz etmeyi öğretecek mi, henüz bilmiyorum ama katılması ve yaşaması çok huzurlu, sakinleştirici ve rahatlatıcı ondan eminim...

Yine yeni ve yeniden şehir fırsatına bu harika deneyimi 700 küsur TL iken, 99 TL 'ye satın almamı sağlayan harika ötesi kampanyası için tebrik ediyor teşekkürlerimi sunuyorum... Ayrıca Avigen'i de bir psikoterapi merkezi olarak ihtiyacı olanlara tavsiye ederim hiç düşünmeden.

Hem kedi delisiyim hem parfüm

Nolucak bu iki şeyden bir sentez çıkar mı acaba? Çıkmış bile! Benim anca haberim oluyor, elalem yapmış! Kedilerin sevdiği zeytin ağacı kokusunu bir parfümün alt notalarına gömmüşler ve sadece kedilerin duyumsayabileceği düzeyde tutmuşlar. Böylece bu parfümü sürdüğünüzde beğenici hedef kitlenize kedileri de katmış oluyorsunuz, ne harika! Sokaklarda peşime kediler takılıyormuş haha :)) Demek ki neymiş? Mart ayında sürmek hayırlı olmazmış!!!

Bu parfümü yurt dışından aldım şuan bekliyorum bakalım gelince etkisini bizzat kedilerim üzerinde test ediciğim!

Almak isteyenler şu siteye bakabilir: http://www.houseofbeautyworld.com/ohmycapebydo.html

17 Kasım 2010 Çarşamba

Oto Hipnoz günlüğüm


Bugünden itibaren bir süre bloğumu hipnoz güncem olarak kullanma niyetindeyim..Evet çok heyecanlıyım bugün şehir fırsatından satın almış olduğum Avigen Hipnoterapi ve Psikoterapi Merkezi'nde başlayan oto hipnoz eğitimimin ilk günü :) Çok doğru bir karar vererek çok iyi bir alışveriş yapmışım. Açıkçası pek güvenli bir şekilde satın almamıştım bu fırsatı, acaba gerçekten disiplinli düzgün bir yer mi hakikaten bu fiyata (99 TL idi) bunca konu başlığının eğitimini vererek kendi kendime bu konuda yeterli bir hale ulaşabilecek miydim??

Kocaman bir EVET!!!!! Uzman psikolog Gülşah Beştan ile keyifli bir tanışma görüşmesiyle başlayan eğitimim 5 hafta süresince kendisiyle zihnimin derinlikleri boyunca sürecek... Avigen çok profesyonel ve şık bir mekan içeri girer girmez iyi ellerde olduğunuzu anlıyorsunuz.

İlk görüşmede karşılıklı hayatınıza dair soru cevaplarla ilerliyorsunuz. Sonra size evde doldurmanız için bir form veriyorlar tam 12 sayfalık!!!! Burada aile tarihinizden kişisel tarihinize oldukça detaylı bilgileri açığa çıkarmak için soeulmuş birçok soru bulunuyor bunları cevaplayıp direk Gülşah Hanım'a veriyorsunuz. 2. görüşmenizde ben henüz doldurmakla meşgulüm!!! Ayrıca merkezden ayrılmadan 25 TL karşılığında eğitiminiz süresince evde egzersiz olarak yapmanız gereken mp3 lerden oluşan 5 cd veriyorlar size.


Uzman psikolog Gülşah Hanım'ın anlattığına göre ilk 3-4 seans psikoloğunuzun sizi hipnotize ederek psikolojik analizinizi yapması ve ardından gelen seanslarda ise elindeki tüm bilgilerle sizi kendi kendinize telkine açık bir hale getirebilmek için kendinizi haifi hipnoz seviyesine getirebilecek yetiyi öğretmektir.

Haftada 1 kez yarım saatlik 5 hafta süren bu yolculuğumu buradfan sizlerle paylaşıyor olacağım. Paylaşmamın amacı ise benim gibi hipnoz meraklılarının oto hipnoz neymiş, hipnoz nasıl bir ciddi konuymuş nerelerde ve ne şekillerde asla yaptırılmamalıymış gibi pek çok konuda bilgilendirebilmek..öyleyse hadi bakalım...bir sonraki randevum 7 Aralık!!!!!

Belki bu cümleyi eğitimden memnun kaldıkça pek çok kereler daha sarf edeceğim ancak şimdi de buradan şehir fırsatına yani bu eğitimi 750 TL iken 99 TL'ye elde etmemi sağlayan şirkete sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum..iyiki varsınız cidden I mean it!! :)

Bakın burası merkezin sitesi: http://www.psikohipnoz.com/
Burası da şehir fırsatı : http://www.sehirfirsati.com

26 Ekim 2010 Salı

I've got some perfume issues!!!!

Kabul ediyorum evet, parfüm takıntım var...

Hayatı boyunca tek bir parfüm kullanmış the one olabilecek o parfümü bulmuş ve imzası haline getirmiş kişilere hayranlığım sonsuz olsa da kendimi yeni parfümleri denemekten alıkoyamıyorum....

Ama bir gün O'nu bulacağım konusunda ümitliyim...

8 Ekim 2010 Cuma

Hipnotize edici şehvetli bir zehir!!!


Eveett önceki Hypnotic Poison yazımı okuyanlar bilir, babam yurtdışına çıkıyordu ben de ona hypnotic poison parfümü ısmarlamıştım çünkülüm çok efsaneydi daha önce taklidini kullanarak bile baya dikkat çekmiştim...Ama o ne yaptı gitti yanlış parfüm aldı daha doğrusu bambaşka bir şey de değil Hypnotic Poison Eau Sensualle diye bir parfüm getirdi, o bişey fark etmez sanmış herhalde ya da tamamen dikkat etmedi ama bu parfüm Dior 'un posion serisinin yeni parfümü olarak yeni piyasaya çıkmış bambaşka bir parfüm canım şekerim babacım diyemedim tabii :)


Kendi kendime soru işaretli gözlerle kokladım durdum allah allah bu da ne ki diye :)) hypnotic poison un kokusuna benzer bir hali var ama bir yanıyla çok da farklı bir parfüm yani anlayamadım bi ambale oldum :))) Sonra internete bi bakayım dedim iyi etmişim :) Monica Belluci denen İtalyan hatunu pek sever ve takdir ederim çok beğenirim erkek olsam kadın dediğin işte budur böyle olmalı derim  yani :))) kadın oldugum için önce kendimi düşünüyorum hahahahaha :)))

Eau Sensualle; şehvetli, erotik demek parfümün temel adı zaten Hipnotize eden zehir..yani oldu mu size erotizm ve şehvetle hipnotize eden zehir..oo çok karizmatik oldu böyle söyleyince..evet seslisözlük saolsun parfüm hakkındaki olumlu düşüncelerime katkıda bulundu..derken parfümün reklamında oynayan Monica Belluci'ye olan sempatim de parfüme yansıdı ve şuan bu parfümü seviyor gibiyim, sevgi piramidimin tamamlanması için sürdüğümde birinden durup dururken iltifat almam gerek :)) bu da gerçekleşince parfümü süper ilan ediciğim :))


Bu parfüm hypnotic poison un kırmızı böğürtlenli meyveler ve çiçek kokularıyla karıştırılmış hali, içinde taa uzaklardan gelen bir hypnotic poison kokusu duyuyorsunuz ve derken etrafınız hemen isli puslu birtakım çiçeksi meyve kokularıyla kaplanıyor.. Karanlık, mor ve buğulu bir parfüm..Meyve dedim durdum diye sakın fresh meyvecikli bi parfüm sanmayın böğürtlenin kızılcığın o kırmızı morlu havasını taşıyor...


Yine iddialı bir parfüm hatta bence babam bilmeden almış ama bana daha da çok uydu bu parfüm..Neden? Çünkülüm mor delisi bir insanım bakınız parfümün reklamında ne çok mor var ve parfümün içeriği de mor rengi ifade eden cinsten..monicayı seviyorum biliosunuz zaten ve bu karizmatik erotizm de işi iyice farklılaştırmış parfüm değil cazibe iksiri resmen :))) iddia ediyorum bunun içerisinde feromon da vardır en kalitelisinden hahah:)) İkinci olarak da hypnotic poison herkeste olan çok sık duyulan bir parfüm bunu daha hiçbir yerde duymadım gayet bana özgü olabilir :))

bayıldım mutluyum beni parfümlere boğun :)))

7 Ekim 2010 Perşembe

Deep dark secrets of mine..

Çok çelişki doluyum bazen çok ağır geliyorum kendime... bazen çok amaçsız bazen de fazla amaçlıyım... bazen normalde tiksineceğim nefret edeceğim şeyler düşünüyorum bazen bunları kendime fısıldıyorum allahtan ortaya dökmüyorum kirli çıkılar gibi cildimin altına gömüp ortada dolaşıyorum..şuan olduğum noktadan bakınca kendime tam bir hıyarsın demek geliyor içimden... çok karanlık bir tarafım var hollywood filmlerindeki gibi ama ortam gereği yüz bulamıyor benden...what a good fortune of mine...neden normal hayatımız hiç gotik değil... hayat hiç gotik bişey değil haa üzgünken bile üzgünken arabeskleşiyor tam tersine...gotik fantazi illüzyonu süper tasarlanmış gerçekdışı bi hadise..ama güsel bişey..keşke benim de hayatım kargalarla şatolarda simsiyah gece karanlıklarında mum ışıklarında melankolik durgun ama gizemli bir takım olaylar içinde geçse...o durumun içerisinde olsam güneşli bir havayı yada parlak renkleri özleme abukluğuna da düşebilirdim gerçi..ne olacak insan ruhunun doyumsuzluğu işte...

bazen içerisinde bulunduğum "hayatım" konulu kendi kendime yaratmış olduğum oyun kuralları gereği sonradan çok salak bulduğum şeyler yapıyorum yaşıyorum bunlardan kurtulamıyorum o anda farkına varamıyorum....bazense şimdiki gibi olaya çook uzaklardan kuşbakışı bakabiliyorum..bu perspektif farklılıkları kendime değilse de sözde hayatıma kimi zaman yabancılaşmamı sağlıyor... eehh uykuya yeniden dalmak şok zor olmuyor tabi hayat memat işleri beşeri durumlar saolsun..

Aradığım bazı sırlar var bişeylerin peşindeyim ben..ama tam olarak kendime de anlayamadım bunu henüz tam ne olduklarını bilmiyorum...ama içgüdüsel olarak sanırım sürekli kafamın içerisinde bulamamaktan bilememekten boşu boşuna yaşamış olmaktan korkuyorum... yaptığım şeylerle hayatımı anlamlı kılmaya çalışıyorum sürekli...bir yandan sanırım insan ırkının habire doğurmasının sebeplerinden birini keşfetmiş olabilirim hayatlarını kendilerince anlamlı kılmak yarattıkları şeye istedikleri anlamları yüklemek...kimse çocuğunun ileride bir gerizekalı idiot olabileceğini düşünmek istemez bu anlamlara aykırıdır çünkü :))

bak blog, anlamsız olucak ama yazının burasında aklıma geldi nice zamandır içimde saklamışım ben burdan sezen aksuya what the fuck??? the diye sormak istiyorum siyasi görüşleri konusunda o kadar...şarkılarını severim ama....ayy hele bir anım var anlatsam herkes ağlar... ben üniversitedyken ismi lazım değilin birine çok aşıktım sonra çok kavga etmiştik bir akşam deli gibi de yağmur yağıyordu...sabahı zor etmiştim evden çıkıp gidebilmek için zira bilmediğim bi şehirdeydim. sabah olup da çekip giderken kapıda son bir bakışmamız olmuştu filmlerdeki gibi bişey söylemicek misin dediğimde -ki bu aslında söyle be gerizekalı da gitmiimmm demektir- boş boş bakmıştı yüzüme...sonra ben sabah soğuğuyla sokakta yürüdüm yürüdüm tam sokağın köşesinden dönüp gözden kaybolacakken çevredeki bir dükkandan avaz avaz son ses sezen in gidiyorum bütün aşklar yüreğimde gidiyorum kokun hala üzerimde... şarkısı çalmaya başladı o ana dek kendini tutmuş olan ben gözyaşlarımı deli gibi akıtırken bir döndüp arkamı baktım ki, ismi lazım değil gerizekalı da koşmuş gitmee diye peşimden gelmiş..ne andı ama :)) film karesi mübarek...öncesi sonrası çok gereksiz ama bu an hayatımda her zaman zamanlaması tutan şarkıyla bir anımsayacağım bir kare...

uykum geldi....

Pretty Friend...

Arkadaşlık konusunda ahkam kesesim var...arkadaşlık
dünya üzerinde yer alan en sığ ve en derin konulardan biri bence..biriyle arkadaş olmanın kimyası ve iletişimsel yapısı çok incelenesi...ne güseldir öyle biriyle ilk anlaşmaya başladığınızı aa ben de onu seviyorum yaa o benim de en sevdiğim film cümlelerini yaşamak :)

Benim nedense çocukluğumdan beri çok fazla arkadaşım olmadı her zaman bir kaç tane en iyi arkadaşım vardı ama
onlar haricinde de popüler bi sosyal kelebek değildim...

Aileniz kocanız sevgiliniz her ne kadar iyi anlaşırsanız anlaşın başka yaşam formları hayatınızda her ne kadar onlarla herşeyi paylaşmaya çalışsanız da... En iyi arkadaşıyla aşk yaşayanlar bile bu aşkın içinde arkadaşlıklarının form değiştirdiği görebilirler.. neden ? çünkü arkadaşlıkla aşkın kimyası birbirinden farklı ve bunlar karıştığında üstün gelen aşkın kimyası oluyor ve aşk kazanıyor arkadaşlık başka bir yöne savruluyor ya da yön değiştirmek zorunda kalıyor....

sevgiliniz olmadan yaşayabilirsiniz evli olmadan yaşayabilirsiniz ailenize kötü bir şey olsa yine hayatta kalma iç güdülerinizle yaşayabilirsiniz ama hayatınızda tüm bu olup bitenleri paylaşacak bir arkadaşınız yoksa sanırım hayat da işte tam bu noktada çok çekilmez olur...düşünelim: sevgiliniz yok arkadaşınız da yok: felaket sıkılırsınız...sevgiliniz var arkadaşınız yok bir süre umrunuzda olmaz ama sonra yine çok sıkılmaya başlarsınız...ama sadece arkadaşınız varken evet sevgilim yok vs tarzında vızıltılarınız olabilir ama neticede arkadaşınızla konusur çapkınlığa çıkar eğlenceli vakit geçirebilir en azından aynı konudaki vızıltılarınızı paylaşıp destek olarak bir vızıltı sinerjisi yaratırsınız :)

Bence bu hayatın mükemmel olması gerekmiyor ama eğer olacak olsaydı bu hem ailemin hem kedilerimin hem sevgilimin hem de arkadaşlarımın hep yanımda olması olurdu ne kadar klişe ne kadar doğru..hayatın kendi kendini yaşamlar boyunca tekrar etmesine bayılıyorum :)

Bloğa uygun şarkı: Frente - Pretty Friend

29 Eylül 2010 Çarşamba

Efsane parfüm; hipnotize eden zehir!!

Christian Dior'un Hypnotic Poison parfümü dillere destan bir parfümdür. Diğer güzide Türkiye şehirlerini bilemeyeceğim ancak İstanbul'da sokağa çıkın ve yarım saat yürüyün yanınızdan en az 2 adet bu parfümü kullanan kadın geçmezse bu blogdaki horozluğumu bırakacağım!!!

Her efsane gibi bu parfümün de  ardında gerçek mi değil mi henüz anlaşılamamış şehir mitleri vardır. mesela içinde feromon olduğu ve süren kadınların erkekleri mıknatıs gibi çektiğinden tutun da daha niceleri... Kimilerine göre rakı gibi anason anason kokan ağır bir parfümdür kimilerine göre ise incelikli bir akora sahiptir..Şurası bir gerçek ki bu parfümü sürmek her baba yiğidin harcı değildir!! Bu konuda diğer herkesle hemfikirim!

Üniversite yıllarımda çıtırık bir genç kız iken haddim olmayarak!! :) bu dillere destan parfümün d&p de satılan sahte versiyonunu kullanmıştım. Sahtesiyle bile o zaman büyük sükse yaptığımı hatırlıyorum. Bu kokunun notalarında gerçekten birşey var sürdüğünüz anda daha bir femme fatale hissettirdiği gerçek. Üstelik de tüm çevremden gayet olumlu tepkiler ve bir sürü iltifat almıştım. İlk kokladığımda bana da aynı rakı gibi iç bayıcı gelmişti neden sonra git gide burnum alıştı ve parfümün alt notalarını keşfetmeye başladım çok derinlikli alt notalara sahip bence bu yüzden de kim sürerse üzerinde farklı duruyor, herkesin teninde aynı notaları ortaya çıkartmıyor..

Babam bu hafta yurt dışına çıkıyor ona bu parfümün orjinalini ısmarladım artık 3 senelik evli genç bir kadınım hani şebnem ferah'ın şarkısında dediği gibi "ben 30 yaşında , hayatın ortasında..küçücük şeylerle mutlu olmanın peşinde..." daha 30 olmadım ama önümde sadece 3 sene var :)

Hypnotic Poison'u denemek için sabırsızlanıyorum aradan geçen yıllar bu parfümle ilişkimi çoğaltacak mı azaltacak mı göreceğiz.

27 Eylül 2010 Pazartesi

Ordan burdan şordan

Bu benim kişisel bloğum yani internette istediğim gibi düşünce çöplüğüne çevirebileceğim bir yer , benim çöplüğüm :) Burda horoz benim! Tavuk da benim civciv de yumurta da kendimi çok özgür hissediyorum :)) Süper olduğunu sandığım düşüncelerimi boşlukla paylaşmak için sabırsızlanıyorum hahahaha :) Bu blog işi eğlenceliymiş kim okuycak acaba benim bloğumu..

Bilmem kaç yüz bin takip edilen blogların bir çoğuna bakıyorum bakıyorum anlam veremiyorum bu kadar kişi nasıl bir ortamda toplanmış diye..mesela  bir makyaj bloğunda..nerden bulmuşlar...bakalım beni kim buılucak??